26 Aralık 2010 Pazar

Emzirme Reformu Mimi

0 comments
1) Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı sizce yüzde kaç? (*)
Dusuk oldugunu tahmin ediyordum cunku cevremde gordugum duydugum ilk 6ay dolmadan ek gidaya baslatan cok anne vardi. Ama acikcasi %30 filandir saniyordum, 1.3 oldugunu gorunce sasirdim!

2) Siz bebeğinizi ne kadar süre anne sütü ile beslediniz?
15 ay besledim.

3) Kaç ay doğum izni kullandınız?

O donemde calismadigim icin boyle bir durum olmadi.

4) Yasal süt izninizi kullanabildiniz mi?



Bkz. soru 3. Ama calistigim donemlerde isyerindeki arkadaslarimin ya haftanin birgununu izinli gecirerek ya da aksamlari isten erken cikarak sut izinlerini kullandiklarini hatirliyorum.
 
5) Emzirdiğiniz ya da süt iznini kullandığınız için iş yerinde mobbing (tepki, işi bırakmanız için baskı) ile karşılaştınız mı?



Bkz. soru 3

(6) Bebeğinizi toplum içinde, dışarıda emzirmeniz gerektiğinde sıkıntı yaşadınız mı?

Hayir hic yasamadim, istedigi her yerde emzirdim. Hatta bir haftasonu Koln'e gezmeye gitmistik, Ela slingin icindeydi fakat surekli aglayip duruyordu, bir turlu sakinlestiremedik. En sonunda baktim olmuyor o sirada yakinda rahatca emzirebilecegim biryer de yok, oturdum kaldirima ve emzirdim. Ela sakinlestikten sonra da rahatca gezimize devam ettik.

7) Emzirme konusunda desteğe ihtiyacınız oldu mu? Gerek emzirme danışmanlığı, gerekse psikolojik olarak yeterince destek bulabildiniz mi?


Hem de cok destege ihtiyacim oldu. Ela dogdugu zaman emmeyi bir turlu beceremedi, memeyi tam olarak kavrayamiyordu. Kavrasa bile iki kere cektikten sonra uyuyakaliyordu. Dogdugunun ikinci gunu de sarilik oldu zaten. Hastanedeki doktor ve ebeler emmeyle ugrasacak vakit yok, bir an once bolca sivi alip sariligi vucudundan atmasi gerekli dediler. O yuzden hem sutumu sagip verdik, hem de formul sutle destekledik. Fakat uyanik oldugu her an emmeyi unutmasin diye surekli emzirmeyi denedim ama maalesef Ela biberona alismisti bir kere. Hastanede benimle beraber saatlerce ugrasti ebeler yeniden memeden emmeyi ogrenebilsin diye. Sariligi da gectikten sonra formul sutu kestik, ve artik acelemiz yok diye sutu yalnizca memeden verdik. Eve dondugumuz ilk gece cok zordu. Sabaha kadar uyumadi(k), karni ac emmek istiyor ama bir turlu beceremiyordu. Yine de biberonla degil siringayla verdik sutu. Bu arada memelerde cok sut biriktiginden Ela'nin memeyi kavramasi da iyice guclesiyordu. Her emzirme oncesi sutumu sagarak memeyi yumusatiyordum, boyle boyle emmeyi yeniden ogrendi. Hastanedeki ebeler, o gunlerde bizde olan kayinvalidem, sik sik bilgisayar basinda oturup agladigim ablam o gunlerde cok destek oldu bana.

8) Emzirdiğiniz süre boyunca etraftan “sütün yetmiyor, mama ver, bu çocuk meme emmek için çok büyük” şeklinde baskı gördünüz mü?
Hayir gormedim, yurt disinda yasadigim icin sansliydim bu konuda.

9) Emzirme Reformu’nu biliyor musunuz? Sizce Emzirme Reformu neden gerekli?

Evet biliyorum. Ulkemizde dogum izni gercekten cok az, bebekler daha cok anneleriyle birlikte olmali, ilk 6 ay gercekten yalnizca anne sutu alabilmeliler...

10) Emzirme Reformu’nu web sitesinde desteklediniz mi? Destek olmak için www.emzirmereformu.com adresindeki formu doldurmanız yeterli.

Destekledim.

Emzirmek gercekten ilk baslarda cok zor, bizde oldugu gibi ememeyen bebekler, memeleri sutten sizlayan anneler, gogus ucundaki yaralar, biraz sabir gerekiyor yalnizca sonra bir de bakiyorsunuz ki insan emzirdigini bile unutuyor. Aylik doktor kontrollerinde bebeginizin yalnizca sizin sutunuzle buyudugunu gormek ise inanilmaz gurur veriyor insana.

Ben de eger cevaplamak isterlerse Hulya'yi, Senem'i ve k.i.s.d 'yi mimliyorum.
Yukarıdaki soruları yanıtladıktan sonra, veri takibi yapabilmek açısından yazınızın linkini bilgi@emzirmereformu.com adresine gönderiniz.

(*) Türkiye’de ilk altı ay sadece anne sütü alan bebeklerin oranı yüzde 1,3. (Kaynak UNICEF Türkiye). Annelerin yüzde 98′i doğumdan sonra emzirmeye başlıyor, fakat ilk iki aydan sonra genel emzirme sorunları veya işe başladıklarında yaşadıkları sıkıntılar nedeniyle emzirmeyi ve anne sütüyle beslemeyi sonlandırabiliyorlar.

24 Aralık 2010 Cuma

Kizima Mektup*

4 comments

Kizima Mektup*

Canim kizim, guzel kizim



adi denizden gelen kizim


buyukler dunyasina hosgeldin


ne kadar ictendin biliyormusun


degiseceksin


ogretecegiz sana okumayi yazmayi


iyi olmayi


ancak karsilastirmak yok


yazilanlar soylenir


cunku hemen fark edeceksin


canim kizim guzel kizim


adi denizden gelen kizim


koza gibi gizlenmeyi gosteririz insana


uc bes deney yeter inan


hele bir sev bir insani


yetmiyecek kutuphanaler falan


anlatacaklarini goreceksin


canim kizim guzel kizim


adi denizden gelen kizim


diyecegiz sana insan haklari


o gun sakin acma gazeteleri


diyecegiz sana kardeslikten baristan


dakikada binler oluyor acliktan


demeyecegiz tabi


en ozgur gelismis ulkeler


en siki silah tuccarlari


onu artik sen bulacaksin


canim kizim guzel kizim


adi denizden gelen kizim


daha guzel dunya vermek isterdim sana


ancak ben de bulmadim


bes on sarki yazdim sadece


hayata yeni sarkilar lazim


sen de oyle yap


yasayacaksin

canim kizim guzel kizim


adi denizden gelen kizim


* Bulent Ortacgil'in kizi Ege icin yazdigi sarki. Dinlemek icin tik

22 Aralık 2010 Çarşamba

Roma tatili

5 comments
Cumartesi geceyarisi Roma'dan donduk, yorgunluktu, flamanca kursuydu derken ancak bugun firsat bulup da yazabiliyorum. Gidis yolculugumuz gayet guzel gecti, Ela ve Demir ucakta guzel guzel oturdular ve kitap okudular. Zaten iki saatlik yolculuktu cabucak gecti (ayni seyi donus yolculugu icin soyleyemicem ama) Roma'ya gidiyoruz, sozde Belcika'dan daha sicak olmasini bekliyoruz, fakat gidince gorduk ki acayip bir soguk var. Olsun dedik, cocuklari siki siki giydirdik ve otele esyalarimizi biraktiktan sonra Piazza Navona'ya gitmeye karar verdik. Roma'da pusetle toplu tasima kullanmak tam bir eziyet, iki pusetle otobuse girince herkes bize garip garip bakti, cunku arka kapinin orayi tamamen kapatmis olduk...Otobus tiklim tikis doldu, tam istanbul'da gibi hissettik. Bu arada Roma gezimiz boyunca gordugumuz puset sayisi da 5'i gecmez heralde, nerde bu cocuklar gezmiyolar mi hic dedik durduk.

Soguga ragmen donuste yurumeye karar verdik, boylece sehri daha iyi gorecegimizi dusunduk, zaten sonrasinda da hep yuruduk nerdeyse.
Ikinci gun erkenden kalkip Vatikan'a gittik. Acikcasi bu kisimdan biraz supheliydim, cocuklari orda nasil oyalicaz diye dusunuyordum. Sansa Demir uyuyakaldi, ama Ela'da pek uyuyacak goz de yoktu. Pusetinde durmak istemeyince basladi gezmeye ve tek tek heykelleri incelemeye :) Yine orda hediyelik esya satan bir yerden cocuklara oyuncak fotograf makinesi almistik, o bizi kurtardi valla. Ela o kadar cok sevdi ki yeni oyuncagini, butun tatil boyunca boynundan cikartmadi. Bizim fotograf cektigimizi gordukce o da heykellerin onunde durup fotograf cekti kendince :) Makinesini duz tutmayi babasi bir turlu ogretemediyse de Ela cok eglendi :) Vatikan ise cok etkileyiciydi, gidilip gorulmeli gercekten. Saskinliktan ve hayranliktan agzimiz acik gezdik...Ciktigimizda kar yagiyordu! Roma'ya en son gecen subatta, ondan da once 1980lerde bir kere kar yagmis. Italyanlarin dedigine gore Vatikan'da karli bir fotograf cektiysek sansliymisiz! aman ne sans ne sans! Yine Vatikan'in orda karnimizi lezzetli italyan makarnalariyla doyurduktan sonra yola ciktik, ciktigimizda bu sefer de yagmur yagiyordu. Olsun yuruyelim, gezelim-gorelim dedik ve butun sehri gezdik nerdeyse. Son olarak Asiklar Cesmesinin oraya ulastigimizda yagmurdan sucuk gibi olmustuk :) Ama gelenegi bozmadik, biz de dilek dileyip havuza paralari attik. Hatta Ela'ya da verdik, o da atti :) Otele ulastigimizda pacalarimizdan sular damliyordu, o derece yani...
 
Son gun uyandigimizda yagmur yagmadigini gorunce sevindik, Collesium icin yola ciktik. Ela ve Demir orda da kosturup butun enerjilerini attilar. Hava yagmursuz olmasinin disinda bir de piril piril gunesliydi cok sevindik. Son olarak Roma kalintilarini da gezerken yuruyecek ve puseti itecek gucumuz kalmamisti artik. Zaten donus saatimiz de yaklasiyordu. Yine karnimizi pizzalarla doyurduktan sonra yola cikicaktik ama,  ben Roma dondurmasi yemeden surdan suraya gitmem deyince bir de dondurma yiyelim dedik. Yedik yemesine de artik havanin soguklugundan miydi, yoksa yedigim yer mi pek iyi degildi neydi bilemedim ama oyle aman aman bir sey de degildi yani.
Havaalanina ulastigimizda Paris ucaginin hava kosullarindan dolayi iptal edildigini duyunca heyecan yaptik, ya bizimki de iptal edilirse diye. Neyse ki 20 dakika gecikme yaziyordu sadece, bekledik bekledik ve 1 saat gecikmeyle ucaga bindik, indigimizde Belcika da bembeyazdi. Pusetlerimiz bagaja verildiginden gecenin 12sinde bir de 1,5 saat bagaj bekledik ve cok sinir olduk. Cocuklar kucaklarimizda uyuyakaldi, eve ulastigimizda saat 2.30du! O kadar yorgunlugun ustune, donus yolculugu da eklenince tam oldu yani. Iki gunde anca attik yorgunlugumuzu ama Roma gercekten cok cok guzeldi. Mevsim olarak yanlis zamanda gitmis olsak da cok begendim, gezerken hep buraya baharda gelmek vardi dedim durdum. Neyse belli mi olur, belki daha guzel bir havada yine gideriz...
Posted by Picasa

15 Aralık 2010 Çarşamba

Roma Yolcusu Kalmasin :)

7 comments
Bundan 3-4 hafta once yaklasan noel tatili nedeniyle Ryanair'le en ucuz nereye gidebiliriz acaba diye oturmus arastiriyordum ki roma cikti karsima :) Italya hep gitmek istedigim bir yerdi, kismet bu zamanaymis. Hemen karar verildi, Evrim'lere de soralim bakalim gelirler mi bizle acaba dedik ve gorduk ki onlar dunden hazirlarmis :) Hemen aninda biletler alindi, otel rezervasyonu yapildi 16 aralik icin gun sayilmaya baslandi.

Normalde Ela'yla yolculuk oncesi cok telas yaparim ben, yanima ne alsam nasil oyalasam ucakta diye dusunur dururum yazmistim zaten bunu daha once. Bu sefer hic dert etmedim, nasil olsa Demir var zaten iki saat oyalanirlar beraber dedim :) Bakalim nasil gecicek iki kuzuyla tatilimiz, donuste guzel anilar ve fotograflarla burda gorusmek uzere.Yarin iki cocukla beraber Roma'yi yakmaya gidiyoruz biz :)

9 Aralık 2010 Perşembe

Bu siralar Ela'nin sevdigi oyunlar/ oyuncaklar

10 comments
Ayilari giydirmek- Uyku zamani yaklasinca Ela'yi ust kata cikartip yatmaya hazirlamak giderek zorlasiyor. Ama hadi gel yukari cikip ayilari giydirelim deyince genelde ise yariyor ve tipis tipis yukari cikiyor benimle. Ayilara pijamalari giydirip iyi uykular dedikten sonra Ela da pijamalari giyip yatmaya ikna oluyor genelde. Yine de son zamanlarda olumsuz cumle kurmaktan cok hoslanan Ela, hadi gel ayilari giydirelim deyince bazen niyetimi anliyor ve ayilari giydirmicem ve uyumicam diyor. ( Ayilari giydiricez vee uyucaz diyorum cunku ben genelde)
Dugme oyunu- Ilk defa daha hamileyken yegenim Defne'de gorup cok begenmistim bu oyuncagi, renk renk dugmeler ve dugmelerin gecebilecegi sekilde de bir plaka var,altina resimi koyup uygun renklerdeki dugmeleri ilgili yerlere yerlestiriyorsunuz. Ela cok severek oynuyor. Bizim dugmeli oyuncak hakkinda detayli bilgi icin tik



Puzzle yapmak- Puzzle'lara ilgisi biraz gec oldu, ama simdilerde cok seviyor. Icinde 4 parcalik yapbozlar olan bir kitap almistim, onceleri pek beceremese de simdi hemen yapiyor. 6-9 parcali puzzle alip deneyesim var bu ara...





Meyve-sebze kesmek- Gercek meyve sebzeler degil tabi. Bunu da yine Defne'de gorduk yazin ve baktim Ela cok ilgilendi biz de aldik hemen. Hergun cikartip birbirine cirtcirtlarla yapistirilmis ahsap meyve-sebzeleri yine ahsap bir bicakla kesiyor. Bu sayede bicak kullanmayi da iyice ogrendi. Bizimkinin linkini bulamadigim icin cok benzer olan bir baska meyve-sebze seti icin de buraya tik tik

Elisi faaliyetleri- Resim yapmaktan farkli birsey deneyelim derken ufak ufak sanatsal faaliyetlere yoneldik. Cok da guzel oldu, gecenlerde bir tane ananeye bir tane de babaneye yilbasi agaci yaptik agaclarin uzerini stickerlarla susledik ve postaya verdik, surpriz olucak. Sabahleyin yapistiriciyi bulmus yanima geldi, kagit yapistirmaca oynayalim diye :))



2 Aralık 2010 Perşembe

Kis Manzaralari

8 comments
Kis geleli epey olmustu zaten de, bu haftanin basindan beridir de bir kar yagisidir gidiyor. Once pek tutmadi, sonra oyle bi yagdi ki dun, tam kartopu oynayacak kadar oldu artik. Biz de Elos'la bu firsati degerlendirip sabah kalvaltidan sonra kalin kalin giyinip attik kendimizi disari.
Hava da oyle aman aman soguk degildi, kar yumusacik pamuk gibiydi valla, cok eglendik.
Karda el izi yapmaca oynadik, hic basilmamis karlara basip birbirimize kartopu attik.
En sonunda da karin ustunde yattik yuvarlandik :))
 
Sabah annemle konustum, Antalya 20 dereceymis saka mi bu?! Biz burda karlar altinda kalmisken olucak is mi yani...Evet eglendik, karda oynadik filan ama yine de zor yerler buz, eve hapsolduk bir an once erirse karlar sevinicem...
Posted by Picasa

26 Kasım 2010 Cuma

Kipper the dog

3 comments


Kipper, son gunlerde Ela'nin en sevdigi karakter. Ilk bir yil boyunca Ela'yi televizyondan tamamen uzak tutabildiysem de, daha sonrasinda ben de yavas yavas ipleri saldim. Ben yemek yaparken ya da bir isim varsa duzgun seyler bulup izletmeye calisiyordum. Gece Bahcesi ve en cok da Caillou'ya bayildi. Caillou ilk baslarda iyi hos gelse de zamanla da bizi baydi ve hemen baska arayislara girdik. Maisy mouse o donem kurtaricimiz oldu, ustelik de Turkce'sini degil ingilizcesini bulmustuk, Ela pek anlamamasina ragmen cok sevdi. Sonra Turkiye tatiline gidince Ela'ya uygun dvd'ler almaya karar verdim. Niyetim Maisy'nin turkcesini bulup almakti ama bulamayinca Kipper' i gorup aldik. O gun bugundur Kipper Ela'nin favorisi.
Kipper, Ingiliz Mick Inkpen tarafindan yazilmis, daha sonra da cizgi serisi yapilmis ve cocuklar icin en iyi animasyon dalinda BAFTA odulu almis. Ana karakter olan Kipper merakli bir kopek, en yakin arkadaslari Tiger, Pig ve Pig'in kucuk kuzeni Arnold'la baslarindan gecen maceralari izliyoruz surekli. Ela en cok da yasinin yakin olmasindan dolayi sanirim Arnold'i seviyor. Kipper ve arkadaslarinin biraz obur olmasinin disinda pek bir sorun yok, fakat genelde kurabiye, pasta, cips vs birseyler yiyip duruyorlar ve Ela da izlerken birden bire ben kurabiye istiyorum, pasta yicem diye geliyor bana, ama ben eline mandalina, elma, kuru uzum vs tutusturup geri gonderiyorum genelde :)
Onumuzdeki sene yani 2,5 yasina gelince okula baslayacagi icin flamancaya da hafiften asinaligi olsun istiyorum aslinda, biz de konusamadigimiz icin hic duymadigi bir dil flamanca. Gecenlerde "Little Einsteins" in dvd'sini aldik, ingilizce olarak kuzeni Defne'yle beraber biraz izliyordu ama flamanca versiyonu pek cezbetmedi. Onu acinca "bunu begenmedim, Kipper acalim" diyor hemen :)

19 Kasım 2010 Cuma

Dogumgununden

5 comments
Posted by Picasa

Gectigimiz haftasonu Ela'nin dogumgununu bir kere de arkadaslarimizla bu sefer kendi evimizde kutladik. Son ana kadar 10 cift ve 10 cocuk olacagini sanirken, dogumgununden iki gun once farkettim ki 10 degil 17 cift ve 17 cocuk olucakmisiz. Nasil boyle bir sapma olabilir ki demeyin, oluyor iste :) Yine de gelicem deyip de gelmeyen insanlar oldu ve dusundugumuz kadar da zor gecmedi, bir sekilde atlattik :)

Ela zaten gunler oncesinden hazirdi, dogumgunum olcak, arkadaslarim gelicek, hediyeler gelicek, elbise giycem deyip duruyordu. Cumartesi-pazar evde hummali bir hazirlik icinde oldugumuzu farkedince anladi ki "o gun" yaklasiyor, pazar sabahi evi de susleyince
ogle uykusuna zor ikna edip de yatirdim. Uyandiginda ilk misafirlerimiz gelmisti bile, sevincle karsiladi onlari ve tabi hediyelerini :) Gun boyunca hediyelerini acti durdu, hangi biriyle oynayacagini sasirdi. Evin icinde yururken aman bi oyuncaga basmayayim, aman yerde cocuklardan biri olur ezmeyeyim diye herkes cok dikkatliydi :) Saka maka bol curcunali ama cok guzel bir dogumgunu partisi oldu, fotograflarda Ela'nin agzi kulaklarinda cikmis hep, ne kadar mutlu oldugunu anlatmaya gerek yok.

Bir de dip not; bu haftasonu baska bir arkadasimizin cocugunun dogumgunu var, hediyesini onceden alip paketleyip Ela'dan uzak bir yere - kitapligin en ustune- koymustum, dogumgununun aksami yatmak icin hazirlanirken hediyeyi gordu orda ve "Anne bak burda hediye kalmis, acmayi unutmusum" dedi :)) Cok gulduk, neyse ki fazla uzatmadi hemen kabullendi durumu...

8 Kasım 2010 Pazartesi

Hosgeldin iki yas :)

11 comments

Pazar gunu Ela'miz 2 yasina girdi, dusundugum zaman hersey hem cok uzak hem de cok yakin. sanki hic bebek olmamis, sanki hep su anki halindeymis gibi ama hem de ne cabuk gecti su iki sene dedirtecek kadar da yakin! Garip, bebek hallerini daha simdiden unutmaya basliyorum oysa hicbirseyi unutmak istemiyorum. Surekli cantamda fotograf makinesi, kamerayla gezip duruyorum. Buyuyor olmasi, iyice konusabiliyor herseyi kendi basina yapmaya calisiyor olmasi hem cok guzel hem de cok huzun verici. Ne bileyim iste buyuyor, gunler hizla geciyor, benim de icimi boyle anlasilmasi garip duygular kapliyor, annelik iste :)

Haftasonu Almanya'da teyzemlerdeydik, pazar gunu aile arasinda kucuk bir kutlama yaptik, haftaya arkadaslarimizla ve tabiki Ela'nin arkadaslariyla daha buyuk bir parti vericez evimizde. Bebek Koala'nin dogumgunu kitabini cok sevdigi icin, kendi dogumgununu de heyecanla bekliyor, pasta, hediyeler, elbise, arkadaslar :)

Bu arada son 2-3 haftadir da bir asilik basladi bizim kizda, benim ak dedigime o kara diyor filan :) Hemen birkac ornek vereyim:

Anne: Ela'cim terliklerini giy hadi ayaklarin usuyecek
Ela: giymicem
Anne: Ama ayaklarin usur hasta olursun sonra bidi bidi vs
Ela: giymicem
Anne: peki (uygun bir anda terlikleri giydirmek uzere konuyu kapatir)
----------------------------

Ela: Biskuvi yicem
Anne: Yemekten once biskuvi yenmez Ela'cim, once yemegini ye ondan sonra
Ela: yicem
Anne: yemekten once yenmez
Ela: yenir, yencek!
Anne: (nasi yani!?)
-----------------------------
Gec olmus, uykusu geldigi icin herseye sarmaktadir, en sonunda da oyun oynarken birseyi yapamadigi icin aglama krizine girer, aglarken gelir sarilir ve
Ela: uykum geldi benim
Baba: tamam hadi yatalim
Ela: ( aglamasi daha da siddetlenir) uykum yok!
Baba: ama uykum var dedin
Ela: uyumicaaam
sonra birden susar ve gulmeye baslar
Ela: uykum yok baba, bak guluyom
:)))
-----------------------------------
yine bir uyku hadisesi, haftasonu teyzemdeyiz. uykusu gelmis ama bir turlu iceri goturup yatmaya ikna edemiyorum, en sonunda yine basit birseyden aglamaya baslayinca kucagima alip yatak odasina goturdum.
Ela: cok uykum geldi anne
Anne: Evet biliyorum tatlim, hadi uyuyalim biraz
Ela: (yine aglamasi siddetlenir) uyumicam beeeen
Anne: hadi bak sana ninni soylicem uyucaz beraber
Ela: soyleme istemiyom
Bir sure deneyip uyutmayi beceremeyince iceri gitmeye karar veren anne soyle der:
Anne: Peki hadi kalk iceri gidelim o zaman
Ela: uyucam ben
Anne:( ya sabir!) peki uyuyalim o zaman
Ela: (aglar ve) uyumicaaam, uykum yok benim
Anne: tamam o zaman hadi iceri gidelim
Ela: uyucam!
bu diyalog bu sekilde bilmem ne kadar surdu, Ela ne kadar agladi hatirlamak istemiyorum ama onu ordan sakin bir sekilde odadan cikartmak icin babasiyla beraber akla karayi sectik. Sonrasinda arabaya binip eve donmek uzere yola ciktik, ve Ela 5 dakika icinde koltugunda sizdi :)
--------------------------------------
Hayir bir tek uykusu geldigi zamanlar boyle olsa anlicam, ama bugun mesela 1,5 saat ogle uykusundan uyandi, bana seslendi yanina gittim biraz yatakta oynadik, sonra hadi gel asagi inelim artik deyince yok uyucam ben diye basladi gene. yeni uyandin gel yemek yiyelim desem de tutturdu uykum var uyucam diye, uyu deyince de yine aglayarak uykum yooook diye basladi. Ne yapmali, nasil edip de sakinlestirmeli ve bu arada sakin kalabilmeli bilmiyorum valla. Buyudukce kolaylasiyor mu yoksa zorlasiyor mu bazi seyler bilemedim ben simdi...

3 Kasım 2010 Çarşamba

Mim

0 comments
Yeliz'cim mimlemis, hem de bu sefer bilimsel bir calisma icin iste basliyorum...



1. Bir zamanlar “bebek günlükleri” vardı. Sizce bloglar onların yerini aldı mı?



Bloglar onlarin yerini almadi bence, her ikisinin de yeri ayri mesela benim hamileligimden beri tuttugum bir gunlugum var. Malum Ela buyuyor eskisi kadar sik yazamiyorum ama yine de onemli seyleri ilk o deftere yaziyorum ben aslinda. Yillar sonra Ela'ya verecegim ani da sabirsizlikla bekliyorum :)



2. Blog yazarlığı ebeveynlik tarzınızı etkiliyor mu? Nasıl?
Ebeveynlik tarzimi etkilemiyor ama ebeveynligime katkisi cok. Bloglar sayesinde bir suru yeni seyler ogreniyorum. Bu bazen kizim ya da kendim icin bir kitap olabiliyor, ya da Ela'dan daha buyuk cocuklari olan annelerden ileride basimiza gelebilecek muhtemel seyler hakkinda az cok fikir sahibi oluyorum.

3. Anne-baba-çocuk blogları blog dünyasını etkiliyor mu? Nasıl?
Blog dunyasinda cok fazla anne-bebek blogu oldugunu biliyorum, bu sayede bebek urunleri satanlar icin iyi bir reklam araci olabilir bloglar.

4. Cocuk büyütmekle ilgili olarak, bloglar olmasaydı kesinlikle farklı davranırdım dediğiniz bir şey
var mı?
Var, mesela bezsiz bebek olayini daha once duymus olmama ragmen bloglardaki ornekleri gordukce daha cok bilgi sahibi oldum ve onlari okumasaydim belki denemeye girismezdim bile ama bloglar sayesinde denedim. Boylece kizim 21 aylikken bezden tamamen kurtulmus olduk.

5. Anne-Baba olmak meslek mi yoksa üstlendiğimiz toplumsal rollerden biri mi?
Ikisi de degil, artik bir bebek istedigimize karar verdik ve anne oldum.

6. Anne-baba-çocuk blogları, babaları nasıl etkiliyor?
Bizim babamiz pek merakli degildir, benim blogumu da pek okumaz. Gerci ben okumadigini sandigim halde isyerinden ara ara baktigini ogrenmistim sonradan, ama yine de cok ilgili degildir.

7. Bloglar yoluyla gerçekleşen bilgi ve deneyim aktarımı büyükanne-büyükbabaların bilgi ve deneyimini değersizleştiriyor mu?
Degersizlestirmiyor ama degisen seyler var, mesela bizim kucuklugumuzde mama vermek cok populermis simdiyse oyle degil.

8. Anne-baba-çocuk blogları sözkonusu olduğunda, blog yazmayı daha ne kadar sürdürmeyi düşünüyorsunuz?
Bilmem, Ela'dan cok once de yaziyordum baska bir blogum vardi, sanirim yazmaktan bikana kadar surdururum blog yazmayi.

9. Yazdığınız blog kapansa ya da kapatılsa bloglar yoluyla kurduğunuz sosyal ilişkiler devam eder mi?
Mail ve telefon araciligiyla da olsa devam eder.

10.000 mimi
Bir de kizim icin fazladan 10.000 liram olsa napardim sorusu var; heralde egitimi icin kullanirdim, bankaya filan yatirirdim.

Mimler bitti, bir sonraki postta gorusmek uzere, simdi Elos'la kapali bir oyun alanina gitmek uzere hazirlanmaliyiz :)

Ha bir de benim de baska blogculari mimlemem gerek, eger yazmak isterlerse
Evrim, Hulya ve Seyhan'i sobeliyorum. Anne-bebek bloglarinin cevabi mailto:annebabacocukbloglari@gmail.com gonderilecekmis ki calismaya katkimiz olsun...

19 Ekim 2010 Salı

Flamanca ogreniyorum!

0 comments


Malum Belcika'da yasiyoruz, bilmeyenler icin burda iki hatta uc ayri resmi dil var! Ilk geldigimde en cok garibime giden seydi, simdi ben biriyle karsilasinca nece konuscaz nasil olcak vs derken zamanla alistik tabi. Buraya geleli 4 yil oluyor, ilk 3,5 yilimiz Bruksel'de yani hem fransizca'nin hem de flamanca'nin resmi dil olarak kabul edildigi bir sehirde gecti. Her ikisi de resmi dil kabul ediliyor ama Bruksel'de cogunluk fransizca konustugundan ben de fransizca kursuna gitmeye karar vermistim, hem zaten flamanca sonradan ne isime yarayacakti ki?
Bir heves (tabi o zamanlar Ela da yok henuz) basladim fransizca ogrenmeye, haftada uc gun kurs, fransizca dergiler aliyorum televizyon izliyorum, ingilizceyle butun islerimi halledebilecekken kasip fransizca parcaliyorum filan, super motiveyim yani. Sonra kursa devam ettigimin ikinci yili hafif hafif fransizca beni baymaya basladi, saka maka cok da zor bir dil ingilizceye hic benzemiyor. Yavas yavas motivasyonum kaybolmaya basladi, tam o aralar da hamile kaldim. Gundemim tamamen degisti tabi, ilk baslarda doktorumla fransizca konusmaya calissam da daha fazla kasamicam aman onemli birsey kaciririm diye ingilizceye donus yaptim. Donus o donus oldu, 5 aylik filan hamileydim kursu biraktim, tatile gittik, hep ingilizce okudum, kursa da gitmeyince fransizcami marketteki kasiyerlerden ve apartmandaki yasli teyzelerle hava durumu disinda baska birsey konusamamaktan yavas yavas kaybettim. Yine de eve bir mektup birsey geldiginde google translate de sagolsun ben okuyup anliyordum.
Sonra flaman bolgesine tasindik nisan ayinda. Burasi tamamen baska bir dunya, flamanlar ve fransizca konusan walonlar birbirlerini sevmiyorlar, dolayisiyla burda fransizca konusan insana da pek rastlanmiyor. Oyle ki belediyelerde sirf fransizca konusulmasin diye flamanca disinda bir dilde konusmak yasak, gerci biz ingilizce konusmaya calisinca yardimci oluyorlar ama yine de burda dil bilmemek daha zor. Bruksel'de cok fazla yabanci oldugu icin her yerde ingilizce seyler de yaziyordu, yabancilik cekmiyorduk. Simdi tamamen baska bir ulkeye gelmis gibi olduk...
Dolayisiyla eylul ayinda kursa basladik ben de esim de. Ben haftada bir aksam gidiyorum, Elos babasiyla takiliyor o gunlerde, hos daha bir kere gidebildim tatilde oldugumuz icin 4 ders kacirdim. O da kotu oldu tabi, tam da basinda 4 ders birden kacirinca bakalim nasil yakalicam kurstakileri? O yuzden hazir su an Ela uyuyorken ders calismaliydim ama bir de baktim ki bu yaziyi yaziyorum :) Bu yastan sonra hele bir de cocukluysan ders calismak cok zormus yahuu, hic calisasim yok...

14 Ekim 2010 Perşembe

Cocukla Yolculuk

3 comments
Posted by Picasa


Ela'yla 23 aylik hayatimiza bugune kadar 7 ucak yolculugu ve en fazla 5 saat suren sayisiz araba yolculugu sigdirdik. Ela gibi uykusu az, araba koltugunda oturmayi sevmeyen bir cocukla yolculuk yapmak hic kolay olmuyor tabi. Simdi biraz buyudu de yolculuk daha rahat geciyor, bebekken yaptigim ucak yolculuklarinin sonunda resmen tukenmis oluyordum. Bu son yolculugumuz oncekilere gore cok daha iyi gecti tabi, ama yanimda tasidigim gulle gibi canta olmasaydi halim harapti...Ela'yi oyalamak icin kitap, kagit-kalem, oyuncak, meyve neler neler tasiyorum yanimda. Yola cikmadan birgun once basliyorum yol cantamizi hazirlamaya, tabi eger bu yolculuk ucak yolculuguysa hazirliklar daha kapsamli oluyor. Haftalar oncesinden ucakta oyalamak icin ne alabilirim diye basliyorum oyuncakcilari, internet sitelerini dolasmaya. Aldigim oyuncak-kitap her ne ise yolculuk anina kadar da gostermemeye calisiyorum ki, ucakta ilgisini ceksin. Iste son yolculugumuzun guzel gecmesini saglayan seyler:

- Icinde 4 parcalik 5 tane puzzle olan bir kitap
-Miknatisli bir kitap (Evrim'in hediyesi olan bu kitap tam da yolculuk oncesi super bir zamanda geldi)
-Renkli kalemler ve kucuk bir defter
-Kucuk bir yogurt, meyve, kraker
-Netbook ve icine yuklenmis birkac tane maisy videosu :) Linkteki videoya bayiliyor arka arkaya 5-6 kere izlemistir heralde ucakta :))

-MP3 player
-Oyuncak ayisi Findik

Bu saydiklarimla ancak 3,5 saati tamamlayabildik, eskaza daha uzak bir yere gitsek ne kadar daha oyalayabilirdim bilmiyorum valla :)

13 Ekim 2010 Çarşamba

Tatil bitti, eve donduk...

0 comments
Posted by Picasa

Epi topu uc haftadir evimizden uzaktayiz, ama ben cok ev kusuyum galiba, evimizi nasil ozlemisim nasil ozlemisim anlatamam. Uzakta olup da rahat hissetmedigimiz bir yerde de degildik ayrica, ablamin evi babanemizin evi ama yine de insanin evi gibi yok kardesim! Yani koltugumuza oturup ayaklarimi uzatmayi bile ozlemisim o derece yani. Bazi arkadaslarim var burda, giderler iki-uc ay kalirlar ama hiiiic aramazlar evlerini, benimki mi garip onlarinki mi bilemedim simdi...

Her neyse Ela da benim gibi, yolda daha eve giderken bile eve gidiyoruz diye seviniyordu. Eve geldik surekli "bizim ev, bizim ev" deyip durdu :) Yuzune bile bakmadigi oyuncaklarini ozlemis, aksamdan beri hangisiyle oynayacagini bilemiyor bi birini aliyor eline bi birini :) Sabah uyanip da yatakta babayi gorunce sevincle "baba burda" dedi :)

Kisacasi guzel bir tatil gecirdik, sevdiklerimizi gorduk onlara doyamadik o ayri ama evimize donduk, mutluyuz. Yalniz kucuk bir ayrinti biraz hastayiz, Ela'nin da benim de burnum akiyor firk firk, ilaveten Ela'da biraz da oksuruk var. Dun geldigimizde burda piril piril gunesli bir hava vardi ama bugun buzzz gibi. Istanbul'daki son haftamizda Istanbul buz gibiyken Belcika sicakti. Biz geldik ya sogudu burasi hemen, kesin istanbul sicaktir bugun!

4 Ekim 2010 Pazartesi

Fotograflarla kuzenler

2 comments
Ela kuzeni Derin'i buyutecle yakindan inceliyor :))
Defne'yle Kanyon'da alisveris cilginligi
ve sonunda da top havuzunda kudurmaca :)
Posted by Picasa

30 Eylül 2010 Perşembe

ve Istanbul'dayiz...

1 comments
Posted by Picasa


Sabirsizlikla bekledigimiz gun geldi catti, biz ucaga binip Istanbul'a geldik de on gun gecti bile. Bu ilk on gunu dolu dolu gecirdik, hergun Belcika'dayken ozleyip de yapamadigimiz seyleri yapmaya calistik. Butun gun sokaklarda gezen Ela aksamlari eve gelip bir de evdekilerle oynayinca geceleri 11'den once yatmadi pek, sabahlari da yorgunluktan 9-10lara kadar uyudu.


Sansimiza hava da super, hatta oyle gunler oldu ki sicaktan cok bunaldik ve iyi ki Temmuz- Agustos'da burda degilmisiz dedik. Belcika'da 15 dereceden sonra burda 30 dereceli havalara inanamadik, fazla isindik :) Bogazda yuruyus, kahvalti, tekne turu, Beyoglu, Galata koprusu, Eminonu-Sirkeci, Kadikoy, vapur derken tatilimizi dolu dolu geciriyoruz. Ela en cok vapuru sevdi. "Ela gemi bindi" deyip duruyor :))
Bugun de babamizi Belcika'ya yolcu ettik, iki gundur teyzemizdeyiz, Ela kuzenleriyle bol bol oynuyor ve iki aksamdir da erkenden uyuyor. Hatta bugun bir rekor kirip gunduz uyumadi ve aksam 7.30da sizdi. Burda da daha baska bir duzen tutturduk yani, bakalim eve donunce nasil olacak, yeniden evdeki duzene donebilecek miyiz acaba?

Kisacasi tatilimiz guzel geciyor, bir ses verelim istedim sadece...

15 Eylül 2010 Çarşamba

Ela ve Kitaplari

1 comments


Ela'yla beraber gun icindekileri saymiyorum ama her uyku oncesi mutlaka birkac kitap okuyoruz. Ben de onun kitaplarini okumayi, resimlerine bakmayi cok seviyorum. En son Turkiye'ye Ela 8 aylikken gittigimiz icin, hic Turkce kitabimiz yoktu bizim. Babanesi gelirken verdigim siparislerin bazilarini getirebilmis sadece, ben de gidicez diye cok fazla da siparis vermemistim zaten.


Ama Turkce kitap konusunda bize en buyuk destek Tr'den yeni tasinmis olan ve Ela'nin cok sevdigi Demir'in annesi Evrim'den geldi, sagolsun Demir'in birbirinden guzel kitaplarini bizimle paylasti hep. Ela icin cok daha anlamli oldu tabi, diger ingilizce-fransizca kitaplari da severek okuyorduk tabi ama benim cevirilerle ondan sonra su olmus, bu olmus gibi devrik cumlelerimle pek de zevkli olmuyordu acikcasi.


Turkce kitaplardan Ela bir suru kelimeler ogrendi, hatta simdilerde kitaplari eline alip kendi kendine okuyor. Her sayfada ne olmus, hangi cumleler geciyor biliyor ve o sayfayi acip ayni kelimeleri soyluyor.

Mesela "Kirmizi Elma" kitabini acar acmaz "soguk bir" diyor, kitap "soguk bir kis gunu" diye basliyor. Sonra Ela "elma uzak" diyor ve tavsanin agactaki elmaya uzanamamasini taklit ediyor, sayfalari ceviriyor tilki gibi hapsiriyor. Boyle boyle butun kitabi kendince okuyor ve uzaktan onu izlemek cok guzel oluyor :)

Bir de bu ara gidip gidip bizim kitapliktan atlasi cikariyor. Bir keresinde gosterdim biz burdayiz, ananne surda, teyze burda ucaga binip surdan suraya gidicez vs diye cok hosuna gitti. Gidip atlasi aliyor eline, kendi kendine inceliyor :)) Italya'da kimse yok gerci ama fotografta goruldugu gibi inceliyor bizimki :)



Hazir Turkiye'ye gidicez, gitmisken yeni kitaplar da alalim, var mi guzel onerisi olan?

10 Eylül 2010 Cuma

Bir hafta sonra

2 comments
Posted by Picasa

Istanbul'a gitmemize nerdeyse 1 hafta kaldi, ilk defa Belcika'da bu kadar uzun (neredeyse 1,5 yil) kaldim. Ben ki diger arkadaslarima gore severim burda olmayi, ama bana bile cok geldi bu kadari.
Yeni evimiz havaalanina cok yakin, kule dibimizde o kadar yakin yani. Kalkan ucaklari gordukce, ucagin motor gurultusunu duydukca nasil heyecanlaniyorum anlatamam. Ha bu arada Ela'dan once ucaga binmekten korkan bi insandim. Ela'yla ilk ucak yolculugumuzu yapinca Ela'yi oyalamak daha zor oldugundan ucak korkumu da yenmis oldum :)
Biletleri 3 ay onceden aldigimizdan tarih yaklastikca heyecanim daha da artiyor. Surekli Ela'ya anlatip duruyorum " bak ucak, biz de binicez Istanbul'a gidicez, anneanne, teyze, Defne, Derin, babanne, hala, abi hepsi orda bizi bekliyorlar" Tabi zaman kavrami olmadigi icin ilk baslarda tutturuyordu "hadi, ucak bin" diye, ama alisti artik. Bakti ki annesi surekli ayni seyleri tekrarlayip duruyor ama bi icraat yok boyle kabullendi durumu heralde :) Gecen hafta yine ucagi gosterip ayni seyleri soyledikten sonra " cok az kaldi Ela'cim, iki hafta sonra gidicez" dedim. Eliyle iki yapti, zamanin yaklastigini anladi sanki. Simdilerde ucak gorunce eliyle iki yapip "iki afta once" diyor :) once degil sonra diyorum, o da sonra diye tekrar ediyor :) Simdilik ne zaman gidecegimizi anlamadi tabi ama eminim havaalanina gidip de ucaklari gorunce o da heyecanlanacak. En son ucaga bindigimizde 8 aylikti, pek birsey anlamamisti. Ama simdi ucagi da biliyor, bulutlari da...

Artik daha cok buyudugu icin ailedeki herkesle daha cok iletisim kurabilecek, Derin'le taniscak hatta tanisicaz, Defne'yle oynayacak, Yagiz abisiyle yeni gorusup hayran kaldi zaten...Istanbul'u gorucek, vapura binicez, simit yicek, Eminonu'ne gidicez, kesin orda guvercinlerin pesinden kosturur. Denizi gorunce napicak mesela? Kesin kocaman demek isteyip sasirmis bir sekilde "bocannnann" der. Iste tum bunlari dusunup dusunup iyice sabirsizlaniyorum, hadi bir an once gecsin zaman artik da biz de umdugumuz gibi guzel bir tatil gecirelim insallah...

6 Eylül 2010 Pazartesi

....

0 comments
Ne yazicagimi, ne soyleyecegimi bile bilmiyorum aslinda, sadece aci haberi okudugumdan beri oyle tatsizim ki, bogazimdaki yumru gitmiyor bir turlu. Hersey dugum dugum oldu, hersey anlamsizlasti. Ben yok uykusuydu, yok tuvaletiydi gibi su an cok sacma ve anlamsiz gelen seylerle ugrasirken hayat ne kadar da zor aslinda, Allah Nehir'in annesine sonsuz dayanma gucu versin.
Kucuk melek huzur icinde uyusun...

1 Eylül 2010 Çarşamba

Ela's Top Ten List

2 comments
Hersey birkac kere biz bilgisayar basindayken Ela'ya youtube'dan video acmamizla basladi. Cok sevdi, babasinin kucagina oturup "ac ac" deyip herhangi bir muzik istiyordu. Zamanla favori klipleri oldu, yanimiza gelip kendince uydurdugu sarki ismini soyleyip acmamizi talep ediyordu. Bugunlerde iyice abartti, benim tuy kadar hafif netbookumu alip kucagina koyuyor ekranini aciyor istedigi sarkiyi soyluyor. Korkuyorum yakinda explorer acip youtube filan diye de yazacak! Sevdigi bazi sarkilar var, eskaza onu dinlemeyip baska birsey acarsak tavrini koyuyor yuzunu eksitip "bunu begendi" diyor ve kafasini iki yana salliyor ki bu begenmedim demek aslinda :)

Neyse lafi fazla uzatmadan Ela'nin dinlemeyi ve izlemeyi en cok sevdigi sarkilara geceyim. Tr'de sanirim youtube hala yasak o yuzden bulabildiklerimin videosu daily motion'dan gelsin, ama bulamadiklarim icin uzgunum.

1- Listenin ilk sarkisi, ilk gozagrisi Boney M-Daddy cool.


Boney M Daddy cool
envoyé par ina. - Clip, interview et concert.

2- Babasinin tam bir eurovison fanatigi olmasindan dolayi, kizimiz da eurovisionun gelmis gecmis butun sarkilarini dinlemistir heralde. Ama favorisi 2009 yilinin birincisi Norvec'in sarkisi Fairytale. Sarki bittikten sonra alkisliyor ve bravo diyor :)


Alexander Rybak - Fairytale (The Winner Eurovision 2009)
envoyé par Innocence-1992. - Regardez d'autres vidéos de musique.

3- Son gunlerin en sevilen sarkisi da Vaya Con Dios'un "Na Neh Nah". Bilgisayari eline aliyor "nenana ac!" diyor, dinlerken o da nenana diye soyluyor :))


Vaya Con Dios - Na Neh Nah
envoyé par INDIEN94. - Regardez d'autres vidéos de musique.

4-Deep Forest- Marta's Song. Klipteki balerinli kizlara bayiliyor, gecenlerde biz de ona tullu mullu bir etek giydirdik o da muzigi dinlerken dondu durdu ve cok hosuna gitti. Gelip "rarara ac" diye hangi sarkiyi istedigini belirtiyor :)



5- Ela'yi uyuturken bebekliginden beri ninni soylerim ben. Her ne kadar uyumaya gitmekten pek hoslanmasa da yataga yattigimizda telsizin muzigini "dandin ac" diyerek actirir, uyumadan once de "dandin soyle" diye ninni soylettirir bana. Gecenlerde bu videoyu facebook'da beraber izledik cok sevdi, simdi bilgisayari gosterip "dandin ac" derse bu sarkiyi istiyor demek. Izlerken uykun geldi mi diye sorarsam sinirleniyor ama, uyumaaaaz diye beni azarliyor :)



6- "Five little monkeys" i de oyun grubundan biliyor ve bu sarkinin videosunu izlemekten cok zevk aliyor. Doktorla beraber "no no" diyor :)


Five_little_monkeys_e9c98
envoyé par pccrash. - Plus de vidéos campus.

7- Maymunlu sarkidan hemen sonra da "vak vak ac" deyip "Five little ducks" ister, yine oyun grubumuzdan bir sarki oldugu icin yeri baska tabi.



8- Yine bir baska vakvakli sarki da MFO-Vak the rock


M.F.O - Vak the rock
envoyé par sayit. - Regardez la dernière sélection musicale.

9- Listenin 9.sirasinda Candan Ercetin ve kipir kipir sarkisi "Vay Halime" yer aliyor. "vayvay ac" diyerek istegini belirtiyor Ela hanim :)


CANDAN ERÇETÄ°N - Vay Halime (Makedonya - Üsküp)
envoyé par hasankefeli. - Regardez plus de clips, en HD !

10- Listenin son sirasinda Ela'yi cok duygulandiran bir parca var. Yine baba-kiz dinlenen bir sarki bu da, ilk dinlediginde dinlerken cok hassaslasip basini babasinin gogsune dayayip agladigi icin bana da cok dokunur bu parca, bir de Yanni bunu annesi icin yazmis. Ela bunu her dinlediginde duygusallastigi icin acmiyoruz pek. Yanni'den Felitsa tum annelere gelsin o zaman...

28 Ağustos 2010 Cumartesi

Diyaloglar

3 comments

Posted by Picasa

Son gunlerde aramizda eglenceli diyaloglar geciyor Elosla, bu yas donemleri cok guzelmis. Her zaman guzeldi tabi de, konusmaya basladikca daha cok eglenir olduk :)
Iste birkac ornek;

Anne: Ela'cim hadi bakalim uyku vakti, pijamalari giyelim
Ela: Uyumaz ( dudak buzuk bir sekilde)
A: uyur uyuuuuur
E: uyumaaaaaaaz :))

--------------------

A: Ela'cim cis var mi?
E: Yok anne
A: vardir vardiiiiir
E: yok anneeee
A: peki Ela
E: vardir vardiiir :))

-----------------------

A: Ela'cim nasil da mum ufledik, pasta kestik babanin dogumgununde dimi?
E: (aklina pasta gelir ve) yii ela yi ela pasta yi ela
A: (icimden tabi) haydaa! :)

-----------------------

E: (Burnunu gosterir ve) bucuk var
Baba: Ne bocegi kizim yok bocek
E: Hii?!
A: Sumuk demek istiyor
B: Haa :)

-------------------------

Sabah olur, gozlerini acar acmaz
E: Naydiiin annne (gunaydin demek)
A: (anne gozunu acmak istemez ve hic sesini cikarmaz)
E: (birdaha)Naydiiin annne, kalk anne
A: (anne sansini zorlar ve sesini cikarmamaya devam eder)
E: gec oldu anne, kalk anne
A: (anne dayanamaz ve gulmeye baslar, yatakta opusup koklasirlar. Ha bu arada saat de daha 07.30tur!)

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Tuvalet olayi

0 comments

Uyari: Bol cis ve kaka iceren bir yazidir!

Ilk defa Ela 9 aylikken goz aliskanligi olsun diye ikea'dan bir lazimlik aldim. O sira birkac kere denememe ragmen Ela pek de hoslanmadi lazimliktan. Yine de gorsun bilsin diye hep banyoda tuttum, arada geldi kiyafetleriyle oturdu kalkti, salona goturdu oyuncagini oturttu vs, hep evde ortada bir yerdeydi yani, hala da oyle :)

Sonra 1 yas civari tuvalet adaptoru aldim, hemen deniyeyim dedim kiyafetle oturtunca ok ama kiyafetsiz hic hoslanmadi. Ben de ugrasmadim kaldirdim kenara daha erken diye. Ama lazimlik hep ortada oldugundan hep konusuyordum bak bu lazimlik cis-kaka buraya yapilir bidi bidi vs. O donemde Ozgur anne ve Nurturia'daki bezsiz bebek grubundaki yazilanlari da dikkatle takip ettim.

16 aylik civariydi annem bize gelmisti, beraber yine lazimliga oturtmayi denedik, oturmayi istemiyor ama annem lazimliga tutunca sesini cikarmiyordu, hatta birkac kere cisini de yapmisti. Fakat yine de cok da istekli degildi, biz de uzerine gitmedik. Arada yine bir yokluyorduk ama fazla da uzerine gitmedik hic, istemiyorsa biraktik. 16-17 aylikken bir arkadasim bize gelmisti, 3 yasindaki oglu birkac kere tuvaleti kullandi. Ben de Ela'ya gosterdim "oo bak nasil da cisini yapti tuvalete" vs dedim, onlar gittikten sonra Ela tuvaleti gosterdi, oturttum cok hosuna gitti. Sonra her sabah uykudan sonra oturtmaya basladim, yavas yavas cisini yapmaya basladi. Derken ogle uykusundan sonra ve ilerleyen zamanlarda da uykudan once tuvalete oturtmayi aliskanlik haline getirdim. Her zaman olmasa da arada yapiyordu cisini ve Ela da ben de cok seviniyorduk. Derken bir gun kakasini da yapti, ki ayaklari yere basmadigi ve yerden guc alamadigi icin kaka yapmasinin zor olacagini okumustum ama oyle olmadi. Kakasini yaptiktan sonra cok sevindi, evde hep beraber o sirada bizde olan anane de dahil bir bayram havasi estirdik. Zaten o donemde kakasini yaparken evde en ucra koseyi bulup saklanip yapiyordu, birkac kere tam yaparken tuvalete gidelim mi diye sordum ve gittik o da yapti. Sonralari artik kakayi hep haber vermeye basladi, cis olayi da uyku oncesi ve sonrasi seklinde devam ediyordu. Hatta bir gun evde kulotla gezdirdigim bir sabah birkac kere cisini haber bile vermisti.

19-20 aylik civari 4 kopek disi de ayni anda geldi, uykusuzluk bir yandan disin verdigi sikinti bir yandan duzeni degisti. Sabahlari keyifsiz uyaniyordu ve tuvalete gidip cis yapalim deyince hic istemiyordu bile, ben de kendi haline biraktim. Uyku oncesi-sonrasi tuvalete oturtmak pek mumkun olmadi, ama kakasini haber vermeye devam etti. Yalnizca bir kere bezine yapti, kaka konusu oturdu yani. Gerci bu donemle biraz kabizlik da basladi ama okudugum kadariyla normal sanirim.

Gecen hafta artik disler de cikmis, uykular da duzelmisken yine bir yoklayayim dedim. Uyku oncesi-sonrasi derken cisini yapmaya basladi yine. Evde 3-5 saat bezsiz kulotla gezdirdim. Tahmini zamanlarda tuvalete oturttum, bazisini tutturduk bazisini tutturamadik. Ama ben de ne siklikta cis yaptigini daha iyi gormus oldum. Ayni sekilde kacan cislerde Ela da bacaklarindan sizan cislere bakip cis demeye basladi, onun da farkindaligi artti. Tabi bu donemde cok sabirli olmak gerekiyor, elimde bez gezdim durdum :) Sansa koltuk-hali-yatak gibi yerlere denk gelmedi henuz, cok usturuplu yerlerde kacirdi parke-fayans gibi :)))
Sonra gecen hafta disari ciktigimizda ki bezli cikiyorduk tabi, arkadaslariyla oynarken cisini haber verdi ilk defa. Bunun uzerine evde daha cok kulotla gezdirmeye karar verdim. Pazar gunu uyku haric tum gunu kulotla gecirdi. Cisini ya tam yaparken soyluyordu, ya da soyleyip hemen yapiyordu yetisemiyorduk bir turlu. O gunu bol kazali atlattik, bir-iki kere anca tuturabildik tuvaleti. Pazartesi daha iyiydi, iki kazayla gunu tamamladik Ela daha cok haber vermeye basladi. Bu arada annemlerin de tavsiyesiyle bu haftayi evde gecirmeye karar verdim. Madem ki haber vermeye basladi tam olarak ogrensin diye hep kulotla gezdiriyorum evde. Camasir makinemiz bol bol calisiyor tabi :)
Pazartesi aksamustu disari ciktik, evden cikmadan cisini yapti, cikarken de kulot seklinde bezlerden giydirip bak bu kulot cisin gelince haber ver dedim. 2-2,5 saati disarda gecirdik, eve geldigimizde bezi kuruydu gelir gelmez tuvalete oturttum yapti hemen. Simdi acilen potette gibi portatif bir lazimlik almak istiyorum, boylece disari cikarken de bezsiz cikartabilirim artik.
Boyle iste bugun bezsiz 4. gun, kendisi haber vermeye basladi artik iyice. Dun ogle uykusuna da kulotla yatirdim, geceye henuz cesaret edemiyorum gerci pazardan beri hep kuru da kalkiyor aslinda ama ben yine de nolur nolmaz diye kulot bezlerden takiyorum.
Yine de belli olmaz tabi, dis doneminde oldugu gibi gerileyebilir de bir anda. Yine de bu kadar ogrenmis olmasi bile cok sevindirici...

11 Ağustos 2010 Çarşamba

Cok Bilmis!

0 comments
Posted by Picasa


Yukarida fotografini gormus oldugunuz bu cok bilmis cimcimenin son numarasini yazmam gerek. Babanemize gelirken siparis verdigimiz "Yaramaz Findik" kitabi Ela'nin favorisi, kitabi bilmeyenler icin kitabin kahramani Findik surekli annesine "Bir dakika" deyip duruyor. Bizimki de kapmis hemen, kapmis kapmasina da oyle durduk yerde kullanmadi bu "bir dakika"yi, bekleyip en uygun yerde cuk diye oturttu lafi :) Buzdolabindan birsey aliyordum, Ela da hemen onume gecip buzdolabini karistirmaya basladi.
"Ela'cim burayi karistirma lutfen" dedim, o da bana donup "bidakka anne" dedi!
Anne dumur tabi :)

not: Tr'deki sicaklari duyuyoruz, kiskandirmayalim ama buralar tam tadinda aksam saatleri fotografta Ela'nin kiyafetinden de anlasilacagi uzere serince oluyor.;;

9 Ağustos 2010 Pazartesi

nerde kalmistik?

0 comments
Posted by Picasa

Eveeet nerde kalmistik, en son misafirlerimiz gelicek yoldalar demisim. Ela babanesi ve kuzeniyle beraber bol bol gezdi, eglendi, yeni kelimeler ogrendi,"abicim abicim" diye kuzeninin pesinden kosturdu, babanesinin getirdigi Ela'nin deyisiyle "elbis" leri giydi durdu.

Bir aydan sonra evde yine basbasa kaldik kuzucukla, abisi ve babanesi gitmeden birgun once ucaga binip gidicekler diye durumu anlattigimizdan sabah uyanip da onlari goremeyince pek sasirmadi, gittiler dedim ucak dedi Ela da. Simdi sirada bizim yolculuk var, 19 eylule aldik biletlerimizi insallah su anki oturum kartimizla ilgili bir sikinti yasamazsak( ki nedense icimde kotu bir his var!) biz de Ela'ya anlatip-gosterip durdugumuz su meshur ucaga binip gidecegiz. Ilk defa Tr'ye gitmeyeli bu kadar uzun zaman oluyor fazla geldi artik, bir an once gidesim var. Tam gurbetci modundayim yanii....

Bir de diyete basladim bugun, buraya da yazayim ki sonra biraktim demeye utaniyim :))

12 Temmuz 2010 Pazartesi

Yaz rehaveti

0 comments
Posted by Picasa

Yine tembeliz, pek yazmamaya basladim degil mi? Buralar oyle sicak ki hicbirsey yapasim yok. 30 derecenin uzerinde hava sicakligi, hatta cuma gunu 38'di Bruksel'de degil de resmen Antalya'da gibiyiz. Tek fark deniz yok tabi burda...
Dolayisiyla saat 4-5ten once pek cikilmiyor, Ela kucuk plastik havuzunda sularla oynayip serinleyerek cok egleniyor.
Bu gece -ki su an yoldalar- Ela'nin babanesi ve 9 yasindaki kuzeni Yagiz abisi geliyorlar bizi ziyarete. En son Ela'yi 5 aylikken gormuslerdi, internetten surekli konusuyorlar ama bakalim sabah Ela uyandiginda karsilastiklarinda ne tepki vericek merak ediyorum. Onumuzdeki gunler Ela icin eglenceli olacak yani, onlar gittiklerinde de Tr tatilimize bir aycik kalmis olacak, cok sabirsizlaniyorum....

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Dogal Dogum

0 comments

Hamileyken Belcika'da oldugum ve gercekten(!) bir aksilik cikmazsa normal dogum yapabilecegim icin cok seviniyordum, bazi arkadaslarim gibi hamileligimi burda gecirip sirf sezeryan olabilmek icin Turkiye'ye gitmeyi hic dusunmedim bile. Hep annelerimiz-anneannelerimiz nasil dogurmussa ben de oyle dogururum, bundan dogal ne var ki dedim. Dogum icin hastaneye gittigimde en cok bir aksilik cikar da sezeryana alinip dogum anini kaciririm diye cok korktum. Cunku burda gercekten gerekmedikce sezeryana basvurulmuyor. Aslinda bebegimi suda dogumla dunyaya getirmeyi cok istiyordum, ama maalesef son anda cikan baska bir aksilikten bu mumkun olamadi. Fakat yine de epiduralsiz normal dogum yapip herseyi birebir hissederek bebegimi kucagima aldim. Her sancinin beni bebegime biraz daha yaklastirdigini bilerek daha guclu hissettim kendimi.


Dogal dogumun aslinda hic de korkulacak birsey olmadigini anlatmak icin Sebnem Susam Sarajeva benim ve benim gibi bebegini dogal dogumla dunyaya getirmis 20 annenin dogum hikayesini bir kitapta topladi. "Dogal Doguma Dogru" nihayet kitapcilardaki yerini aldi. Kitabin elime gecmesini sabirsizlikla bekliyorum.

Kitapla ilgili detaylar icin buraya bir tik

30 Haziran 2010 Çarşamba

son gunler

0 comments

Hic aliskin olmadigimiz sicaklar yasaniyor su sira Belcika'da. Kac gundur 30 derece, geceleri camlari acip yatiyoruz filan o derece, hic aliskin olmadigimiz icin hem seviniyoruz hem de bir taraftan disari cikinca sicaktan bunalmis bir sekilde eve donuyoruz. Bir taraftan cok da soylenmek istemiyoruz tabi, neyimize gerek hava bozar filan sonra.

Havalar boyle guzel olunca her taraf da daha bir canlandi tabi, haftasonlari sokaklarda eglenceler, cocuklarin icinde hoplayabilecegi sisme kaydiraklar vs Ela icin cok eglenceli oldu tabi. Bir de hazir guzel havalari bulmusken sisme havuzunu da dolduruyoruz, butun gun sap sap sularla oynuyor. Turkiye tatilimiz eylul ortasina kalinca ve yalnizca istanbul'a gidebilecegimiz icin elos maalesef bu sene de denizle tanisamayacak, sisme havuzla idare ediyor o yuzden :( gerci o halinden memnun :)

Havalari guzel bulmusken ve sicaklar da daha bu kadar bastirmamisken gecenlerde kucuk bir hayvanat bahcesine gittik, Ela bayildi. Guvercinleri kovaladi, tavsanlari izledi, kecileri elleriyle besledi bu sirada keciler ellerimizi yaladi! Ela'nin cok hosuna gitti, cantamizda ne var ne yoksa kecilere yedirdi :)

On gun sonra bir aksilik olmazsa babane ve kuzen gelicek, ev curcuna olucak, Ela daha da eglenir, en son 5 aylikken gorusmuslerdi. Babanesi kizim gelirken sana ne getireyim dedi, Ela da elbis dedi. Bu ara elbise hastasi, elbis elbis diye dolaniyor giydirince de eteklerinden tutup herkese baaaak diyor! Buyudukce daha da bir cimcime oluyor, birkac gundur bana annecim diyor benim de onu yiyip bitiresim geliyor :)

Posted by Picasa

22 Haziran 2010 Salı

Ben yaptim

5 comments
Posted by Picasa

Ela'nin yeni odasi icin yaptim bu tabloyu, ilk emzigi ve ilk patikleri, cerceve de tabiki evimizin herseyi Ikea'dan :) Ela'nin odasini beyaza boyayip bir duvarini da acik pembe yapmistik, beyaz cerceveyi de oraya astik, cok yakisti. Slikon yapistiriciyi cok sevdim, bu ara evde ne bulsam onunla yapistirip duruyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
 

Ela ve annesi... Copyright 2008 All Rights Reserved Baby Blog Designed by Ipiet | All Image Presented by Tadpole's Notez

Web Analytics